Din, Demokrasi ve İlim
Sevgili okur, sizinle burada bazı yazıları paylaşacağım. bunlar hayatınızın her deminde okuyabileceginiz ve üzerinde ciddi ciddi düşünebileceğiniz yazılardır. Ayrıca bu yazıların kaynaklarınıda verecegim, çünkü bu degerli ediplerimizin diğer yazılarını bu eserlerinden görmeniz okumanız belkid yeni bir ufuk açar. sağlıkla ve esenlikle..
Din, Demokrasi ve İlim
Mehmet Kaplan
Tarihte ve bugün yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşmış milletleri incelersek, onların, bazı temel değerlere sarıldıklarını, bu değerleri hayatlarının esası haline getirdiklerini, durmadan onları işlediklerini görürüz. Böyle temel değerlere sahip olmayanlar ise, neye dayanacaklarını, ne yapacaklarını bilmedikleri için, şaşkınlık ve perişanlık içinde bocalamaktan kurtulamazlar. Bir milletin tarihinde, ikide bir, bir kargaşalık, bir inkılâp ve ihtilâl oluyorsa, bu onun henüz kendi kendisini yaşatacak değerleri bulamadığına delâlet eder. Her ihtilâl temelde bir muvazenesizliğin giderilmesi için yapılır. Eğer o ihtilâl bir milletin aradığı şeyi getirmemişse, tekrar ihtilâl yapmak mecburiyetinde kalır. Nitekim Türkiye'de yüz sene içinde birkaç ihtilâl olmuş, bu yüzden içtimaî bünye sık sık sarsılmıştır. İkide bir herşeyin altüst olduğu bir cemiyette, değerlerin ve onları şekillendiren müesseselerin yerleşmesine, gelişmesine, mey-valarını vermesine imkân var mıdır?
Fikirleri dağınıklıktan kurtarmak için, özüne irca etmek ve onu gözden kaçırmamak lâzımdır. Nedir Türk milletinin esas derdi?
Başta, binlerce yıldan beri bütün insanlık gibi, Türklerin de en üstün varlık saydıkları "din" gelir. Türk tarihi, bin yıldan beri İslâmiyet'i temel değer olarak tanımıştır. Bütün kültürü ondan ilham almıştır. Bunu bilmeyen ve görmeyen, gençlerin tabiriyle, "tüm ca-hil"dir. Bugün Türkiye'de milyonlarca insan Tanrı'nın varlığına ve birliğine inanmakta ve O'na dua etmektedir. Bu böyle iken onu yıkmaya kalkışmak milleti derinden sarsmaz mı? Son elli yılın buhranlarından biri, sözde aydınların, "tüm cahil"lerin derin mânasını anlamadıkları din müessesesine el ve dil uzatmaya kalkmalarıdır. Onlardır bu milleti kızdıran. Hiç şüphe etmeyiniz, din, Türk milletini, binlerce yıldan beri ayakta tutan en büyük sütundur. Onu yıkmaya çalışan Türk milletini de yıkar. Bundan dolayı komünistler herşeyden önce bu sütunu yıkmaya çalışırlar. Bu konuda müspet düşünen bir insanın yapabileceği şey, tıpkı Batılılar gibi, din duygusunu işlemek, geliştirmek, hayatı ulvîleştiren bir kaynak haline getirmektir.
Türk milletinin yüz, yüz elli yıldan beri özlediği ve ihtirasla aradığı şey, "gerçek demokrasi"dir. Demokrasinin gerçeği ile sahtesini bir şey ayırır: Serbest ve gizli oy. Bu temelin bulunmadığı yerde, "gerçek demokrasi" değil, bin bir yalanla süslenen "sahte demokrasi"ler vardır. Birçoklarının sandığı gibi, demokrasi anayasa değil, iktidarı yükselten veya alaşağı eden "namuslu seçim"dir.
Türkiye'yi huzursuz eden âmillerden biri seçimler üzerinde oynanmasıdır. Bu memleketi huzursuzluğa sevkedenler, milletin en kıymetli varlığı olan tercih hakkını hiçe sayarak, araya hile karıştırarak muayyen bir zümreyi başa geçirenlerdir. Serbest ve gizli rey demek, millet iradesi demektir. Ona saygısı olmayan her cinayeti işleyebilir. Böylelerine millet düşmanı gözüyle bakmak lâzımdır. Tanrı nasıl bütün varlıkların üstünde ise, millet de fertlerin ve zümrelerin üstündedir. O ne istiyorsa boyun eğmek lâzımdır. "Bu millet cahildir, ne istediğini bilmez" diyenler, kendilerini milletten üstün sayan budala, diktatör ruhlu kişilerdir. Onlardan korkunuz. Daha doğrusu böylelerini millet namına, hak namına tepeleyiniz. Kutsal seçim hakkına dört elle sarılmayan bir insan, siyaset sahasında dinsizden farksızdır. O, şeytanla kolayca anlaşabilir.
Nihayet bizim en büyük ihtiyaçlarımızdan biri, belki ötekilerden de önce geleni, "İlim"dir. Bugün şu hakikat apaçık anlaşılmıştır ki, hangi sahada olursa olsun, ilme, o sahanın ilmine, yani o sahayı bilen bol sayıda mütehassısa büyük ihtiyaç vardır. Türkiye'nin geri kalmasının en mühim sebebi, hemen her sahaya, mütehassıs olmayan kişilerin burunlarını sokmalarıdır. Biz kendimizi bir vehme kaptırmış gidiyoruz. Sanıyoruz ki, ilkokul mezunlarının sayısını çoğaltırsak Türkiye yükselir. Hem de ne ilkokul! Ya lise mezunları? Bir gazetede çıkan yazıları anlamayan lise mezunlarının sayısı, anlayanların kat kat üstündedir. Bu yarı cahillerle mi Türkiye "çağdaş medeniyet seviyesi"ne yükselecek? Çağdaş medeniyet, fabrika, organizasyon, ihtisas medeniyeti, çok iyi yetişmiş elemanlara dayanır. Bizim milyonlar ve milyonlar harcadığımız maarif sistemi, kafası bomboş, kravatlı, kendini adam olmuş sanan, iddiacı bir yarı aydınlar kitlesi yetiştiriyor ki bunlar dini de, demokrasiyi de, ilmi de yıkmak için çok elverişli bir kuvvettir. Bu çok masraflı ve tehlikeli "sürü maarifinden bir an önce vazgeçerek, modern Türkiye'yi inşa edecek yüksek kaliteli bir seçkin zümre, bir mütehassıslar zümresi yetiştirmemiz lâzımdır. Psikolojiyi, pedagojiyi, hattâ "aklıselim"i bir yana bırakmış bir maarif sistemi ile biz, Türkiye'yi yapmaz, yıkarız.
Din, demokrasi ve ilim... Tanrı'ya saygı, vatandaşa saygı, hakikate saygı. îşte Türkiye'nin sımsıkı sarılması, dayanması ve işlemesi lâzım gelen temel değerler.
Bunları yüksek seviyeye çıkarmak, sahtesini ayırarak halisini bulmak, bunlar için çalışmak, yaşamak ve ölmek, bir fert ve milletin hayatını manalı kılan en asil harekettir. Biz bu üç temel kıymetin ehemmiyetini ve değerini anladığımız nispette, içimizi kemiren şüphe ve tereddütlerden, çatışmalardan kurtularak, medeniyet yolunda el ele ilerleyen bir millet haline geleceğiz. Diğer bütün meselelerin halli, bu üç temel değerin içinde gizlidir. Ferdî ve içtimaî hayatta bir aksaklık olunca, göz aldatıcı sathı delerek, bu üç temel değeri yoklayınız. Onlar sağlamsa korkmayınız. Değilse, ilkin onları sağlamlaştırmaya çalışınız.
Mehmet Kaplan, Büyük Türkiye Rüyası, Dergah Yayınları
İstanbul Türktür, Türk Kalacak
Mehmet Kaplan
|