Çalisirken, çaba sarf ederken bazan geriye dönüp bakmak; hangi noktada olundugunu; nereden nereye gelindigini görmek ve bir durum degerlendirmesi yapmak gerekir. Bu suretle, hem gelisme çizgisini ve varsa, sapmalari görüp, bunlari giderme imkâni elde edilmis olunur; hem de, hangi konulara agirlik ve önem verilmis oldugu ortaya çikar.
Ben de böyle yaptim. Silahli Kuvvetler'den kendi istegimle emekli olup akademik camiaya katildiktan sonra yaptigim çalismalari oturup inceledim. Bu incelemem sirasinda, Orta Dogu konusuna özel bir agirlik verdigim ve bu konulardaki yazilarimi daha bir titizlikle hazirladigim sonucuna vardim. Bu çalisma, iste, bu yaklasimin/bakis açisinin bir sonucu olarak ortaya çikmistir.
Diger taraftan, öteden beri, akademik çevrelerin bir amacinin da, ilgi ve uzmanlik alanlarindaki çalismalarinin, o konularin uygulayicilarina yardimci olmasi, onlara yol göstermesi ve onlarin islerini kolaylastirmasi gerektigine inanmisimdir. Bu hususun, savunma ve güvenlik konularinda çalisan akademik çevreler için, özellikle geçerli oldugunu düsünmüsümdür. Kit kaynak sorununun yasandigi; bu sorunun, dogal olarak savunma ve güvenlik alanlarina da yansidigi; günümüz savunma örgütlenmesinin, çok hizli degisen yüksek teknoloji nedeniyle, giderek daha çok kaynagi gerektirdigi bir ortamda, savunma ve güvenlik konularindaki akademik çalismalarin önemi daha iyi anlasilmaktadir. Bu çalismalar sayesinde, savunma ve güvenligin hem ulusal ekonomi içerisindeki payi ürkütücü boyutlara çikmamis olmakta, hem de ulusal savunma ve güvenlik ihtiyacinin baska yollarla/araçlarla dengelenmesi imkâni ortaya çikmis olmaktadir.
Türkiye'nin savunma ve güvenlik ihtiyacinin, dünyadaki genel gelisme çizgisinden farkli olarak, her geçen gün, bir önceki güne göre arttigini; ülkedeki siyasal ve ekonomik istikrarsizligin da bunda önemli bir rolünün bulundugunu belirtmek ve kabul etmek gerekir. Bu, Türkiye'ye özgü, özellikle bulundugu cografyadan kaynaklanan olumsuz bir durum olup; madalyonun bu yüzü ortaya karamsar bir tablo çikarmaktadir.
Devlet disinda, özel sektörün ve sivil kuruluslarin büyük ve olumlu bir gelisme çizgisini yakalamis olmasi; Türk is adamlarinin yurt disinda önemli isler üstlenmeye baslamasi; sayilari çok az olsa bile, dünyadaki en son gelismeleri günü gününe izleyen bir kesimin bulunmasi; parali da olsa, orta ögretim ve üniversite düzeyinde çok iyi egitim veren kurumlarin sayisinin giderek artmasi ve benzeri bir çok husus ise, madalyonun diger yüzünde yer alan olumlu veriler olup, bu veriler de Türkiye'ye aydinlik yarinlar vaad etmektedir.
Madalyonun bu iki yüzü karsisinda, savunma ve güvenlik konusundaki akademik çalismalarin, sadece kit kaynak sorununa çözüm getirebilecek bir olgu olarak görülmesinin yanlis olacagi; ayni zamanda, genis ufuklara yürüyen Türkiye'nin yolunu aydinlatan/ay-dinlatacak bir olgu olarak görülmesi geregi de ortaya çikmaktadir.
Yine bu noktada, savunma ve güvenlik konularinin disiplinler-arasi olma özelligi de hatirlanmalidir. Saglam bir savunmanin saglam bir ekonomiye dayanmasi gerçegi bir yana, savunma ve güvenlik konularinin, ayni zamanda ekonomik ve siyasal alanlarda bir takim kazanimlari elde etmede, bugün sikça kullanilan bir araç durumuna geldikleri de unutulmamalidir.
Bu kitapta, yukarida ifade edilen bakis açisi çerçevesinde, degisik tarihlerde, tarafimdan kaleme alinmis, Orta Dogu ile baglantisi oldugu düsünülen yazilara yer verilmistir. Türkiye'nin yanibasindaki Orta Dogu'ya, bu bölgedeki bazi devletlere ve bu bölgeye iliskin bazi sorunlara, savunma ve güvenlik açilarindan yaklasilmistir.
Burada, bir hususun daha altini çizerek belirtmekte yarar vardir. O da , bir ülkenin savunma ve güvenlik politikalarinin hukuk içerisinde ve devlet ciddiyetiyle hazirlanip yürürlüge konulmasi gerektigidir. Baska bir ifade ile, bir taraftan hukuk devleti ve siyasal demokrasinin gerekleri yerine getirilmelidir; diger taraftan da, savunma ve güvenlik politikalarinin öngördügü hedefler dogrultusundaki çabalar siyasal iktidar degisikliklerinden etkilenmemelidir. Bunlar saglanmak durumundadir. Bu, ulusal güç kavraminin gözardi edilemeyecek bir geregidir.
Prof.Dr. O.Metin Öztürk
|