Türkiyem şairi vefat etti 
  Ünlü şair ve yazar Dilaver Cebeci, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Bir süre önce kalp krizi geçirerek Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alınan Cebeci, 28 mayıs 2008 tarihinde hayatını kaybetti.

Özellikle bestelenen ''Türkiyem'' şiiriyle adını geniş kitlelere duyuran Cebeci'nin cenazesi, 30 Mayıs Cuma günü Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi'nde öğle vakti kılınacak namazın ardından İstanbul'da toprağa verilecek.



Dilâver Cebeci, 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve Mersin askeri okullarında, Kınkkale'de başladığı lise öğrenimini Erzincan'da tamamladı. A.Ü. İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi (1970). Aydın'da öğretmenlik ve Halk Eğitimi Başkanlığı, İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü'nde öğretim görevliliği, Diyanet işleri Başkanlığı'nda neşriyat uzmanlığı, Üsküdar Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. İ.Ü. İktisat Fakültesi'nde İktisat Tarihi yüksek lisansı ve sosyoloji doktorası yaptı. Marmara Üniversitesi öğretim üyeliğinden emekli olan şairin ilk şiiri 1965 yılında Defne dergisinde çıktı. Şiirleri, hikâyeleri, mensureleri ve mizah yazıları Devlet, Töre, Bozkurt, Türk Edebiyatı, Türk Yurdu, Güney Su, Ortadoğu, Hergün, Yeni Düşünce, Ayrıntılı Haber, Türkiye dergi ve gazetelerinde yayınlandı. Dilâver Cebeci, millî ve tarihi motiflerle bezeli lirik şiirleriyle tanınır. Edebiyatımıza "Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi" mizahî tipini kazandırdı. Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi imzasıyla yazdığı yazılarında Türk sosyal hayatına bir 16. yüzyıl Osmanlı vatandaşı gibi bakarak, bu hayatın Türk kültürüne yabancı yönlerini latif bir üslupla hicvetti. Edebiyatımızda uzun ve hikâyemsi mensure türünü denedi ve bu denemelerinde milli romantizmi vermeye çalıştı. Şiirleri: Hun Aşkı (1972, ikinci baskısında mensurelerini ekledi, 1984), Şafağa Çekilenler (1984), Ve Sığınırım İçime (1992), Kandahar Dağlarında Sabah Namazı (Kendi sesinden kaset, 1992). Mensureler: Mavi Türkü (1983). Mizahî yazıları: Devranname (Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi imzasıyla, 1984). Oyunu: Büyü (1984). İktisat Tarihi ve Sosyoloji konularında makaleleri olan Cebeci'nin "Tanzimat ve Türk Ailesi" isimli bir kitabı 1993 yılında neşredildi. Sözlerini yazdığı “Türkiyem” şarkısı ile gönüllere taht kuran Dilaver Cebeci Hun Aşkı, Sitare, Ve Sığınırım İçime, Şafağa Çekilenler, Asra Yemin Olsun ki, Tüm Şiirleri, Mavi Türkü isimli şiir kitapları; Devranname, Seyranname, Ben Kazan’a Gidiyorum, Evliya Çelebi Çocuk Kitapları Dizisi, Tanzimat ve Türk Ailesi, Türk’e Dair ve Divan Şiirinde Kadın isimli nesir ve bilimsel kitapları ile başta Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi sütununda yazdığı henüz kitaplaşmamış olan birçok yazı ve makalesi ile tanınan ünlü bir kalem.

Nur Dağından Gelenler

Onlar bu dünyaya niye geldiler
'Li ya'budun' diye diye geldiler.

Konaklı,sofralı tuğralıydılar
Bir dilim ekmekle doya geldiler.

Eline,beline,diline sahip
Kalpleri nurla yuya geldiler.

Burçlar her taraftan çağırıyordu
Onlar yıldız ile aya geldiler.

Ünlü şehirlerde ünsüz gezdiler
Bazen de bir sessiz köye geldiler.

Kutlu seferlerden zaferle dönüp
Ala sayvanlarda toya geldiler.

Din-ü devlek ile mülk-ü millete
Asi olmadılar uya geldiler.

Hem yüzleri hem sözleri güzeldi
En güzel sözleri duya geldiler.

Yedi göbek nesepleri helaldi
Helal rızıkları yiye geldiler

Dağları Tanrı'ydı,Süphan'dı,Nur'du,
Göklerin sesini duya geldiler.

Dilaver Cebeci




Bütün Şiirleri
Bestelenen \"Türkiyem\" şiiriyle, haklı bir üne kavuşan, \"Kandehar Dağları\' nda Sabah Namazı\" nın kasetten dinlenen mesajıyla kulaklarda yer eden ve unutulmaz \"Sitare\" şiiriyle gönüllere taht kuran bir şair Dilaver Cebeci... Tarz-ı kadim üzre gazallerini okurk \"Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebié nin meclisinde olduğunuza hükmediyorsunuz. Evet! Bu kitapta, çok yönlü bir sanat ve edebiyat adamının aşk, hasret, kahramanlık konularındaki terennümlerini bulacaksınız.



Sitare
Sitâre... Dilâver Cebeci\'nin bu unutulmaz şiiri için hep birşeyler söylemek gelmiştir içimden. Çünkü onu bir şiir şöleninde, kendi sesinden ilk defa dinlediğim zaman mest olmuş, şâir bir kalbin, beden hücre hücre yaşlansa bile, hiçbir zaman yaşlanmayacağını bir kez daha bütün çarpıcılığı ile hissetmiştim. Maddenin değişik şekillerde hâkimiyetini kurduğu, pek çok insanda görüntü bağımlılığı meydana getirdiği bir çağda, içine sığınan bir şâirin, Kandehar Dağları\'nda yeşeren çiçeklerin kokusunu ruhumuza taşıdıktan sonra, bizi göklere, sitâreye götürmesi öylesine güzel ki! Ey okuyucu! Ey şiirin toplar damarı, candamarı! Sitâre\'yi damla damla akıt kalbine. Akıt ki kalbin, beyaz bir güvercin gibi kanatlansın şiirin mavi göklerine. Senin de pırıl pırıl bir sitâren olsun karanlıkta ışıldayan! Senin de yaşlanmayan bir kalbin olsun. Cebeci\'yi, sitâreyi ve seni bütün ruhumla selamlıyorum.



Seyranname
Evliyâ Çelebi dilimizin ve kültürümüzün mizahla renklenmiş en canlı simasıdır ve 17. yüzyıldan beri güler yüzlü üslûbun timsalidir. O`nun üçyüz yıldır yaktığı meşaleyi Seyyah-ı Fakîr Evliyâ Çelebi de otuz yıldan beridir aktüel hayatımıza tuttuğu ışıkla canlandırmaktadır. Aralarındaki fark Osmanlı ve Cumhuriyet farkıdır. Yoksa bakış tarzı, dili, mantığı ve dünya görüşüyle hemen hemen aynıdır. Otuz yıldan beri Türk toplumunda cereyan eden sosyal, siyasal, ve kültürel hadiseleri farklı bir Osmanlı bakışıyla yorumlayarak mizah edebiyatımıza yeni bir tarz kazandıran Seyyah-ı Fakîr Evliyâ Çelebi, Devrannâme (1986) adlı ilk kitabından sonraki yazdıklarını bir araya getiren Seyrânnâme ile okuyucusunun önüne yeniden geliyor. Çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlandığında büyük alâka gören yeni seyahatnâme parçaları, bu türe ilgi duyanların zevkle okuyabileceği metinlerdir.Bu kitaptaki yazılar, son on yıl içindeki Türk toplumunda vuku bulan çeşitli olayların bir Osmanlı çelebisi gözüyle yapılmış mizâhî ve tasviri yorumudur. Hatta bir dönemin mizâhî belgeleri olarak da nitelendirmek mümkündür. Okurken gülecek, düşünecek ve elinizden bırakamayacaksınız inancındayız.



Türk’e Dair
... Hiç gecikmeden faziletlerimize dönüp her Türk\' ün idrakine kendimizi kötüleme ve horlama huyunun terkedilmesi hususunu güçlü bir şekilde yerleştirmek üzere gerekli tedbirlerin milli kurumlar tarafından alınmasına başlanmalıdır.

Ötüken neşriyat
İstiklal Caddesi, Ankara Han, No:65 Kat:3,
34433 Beyoğlu-İstanbul
(212) 251 0350 - 293 8871
otuken@otuken.com.tr