Olcay Yazıcı vefat etti 
 


Bayram ziyareti amacıyla gittiği Samsun'dan İstanbul'a döndüğü sırada otobüste kalp krizi geçirerek, kaldırıldığı hastanede vefat eden Osman Olcay Yazıcı (57) için Zeytinburnu Emine İnanç Vakfı Camisi'nde öğle vakti tören düzenlendi. Burada kılınan cenaze namazının ardından Yazıcı'nın naaşı bir süre eller üzerinde taşınarak cenaze arabasına konuldu.

Yazıcı'nın naaşı, daha sonra götürüldüğü Topkapı Mezarlığı'nda defnedildi.

Törene, Yazıcı'nın eşi Songül Yazıcı, oğlu Abdullah Oğuz Yazıcı, kızı Feyza Yazıcı, MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihat Vardan, MÜSİAD Genel Sekreteri Nihat Alayoğlu, Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Servet Kabaklı, sanat ve edebiyat camiasından Yavuz Bülent Bakiler, Prof. Dr. Ümit Meriç, Dursun Gürlek, Türkiye Gazetesi'nden Yazıcı'nın çalışma arkadaşları ve vatandaşlar katıldı.

Tören sırasında basın mensuplarına açıklama yapan İstanbul İl Kültür Müdürü Ahmet Emre Bilgili, Yazıcı gibi bir kültür adamının vefat etmesinin herkese hüzün verdiğini anlatarak, Türkiye'de kültür adamlarının sayısının fazla olmadığını ve herkesin dünyanın fani olduğuna dair dersler çıkarması gerektiğini kaydetti.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti (AKB) Ajansı Genel Sekreteri Şekip Avdagiç de, ajansta birlikte çalıştıklarını, Yazıcı'nın daha önce de MÜSİAD'daki çalışmalarından faydalandıklarını anlattı. Avdagiç, Yazıcı'nın dünyadan erken yaşta ayrıldığını, eksikliğini her zaman hissedeceğini belirterek, sanat camiasına ve ailesine baş sağlığı dileğinde bulundu.

Osman Olcay Yazıcı, 1953’te Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Küçükdere Nahiyesinin Yukarıovalı köyünde, Molla Temel’in oğlu Ahmet ile Ali Efendi’nin kızı Ayşe’nin son çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokulu Aşağıovalı köyünde, ortaokulu Zeytinburnu’nda, liseyi Zonguldak Fener Lisesinde, yüksekokulu İstanbul’da okudu.

Başta Hisar, Töre, Öncüler, Türk Edebiyatı, Boğaziçi, Pınar, Meşale, Dolunay, Ufuk Çizgisi, Millî Kültür, İnsan ve Kâinat, Cemre, Güneysu, Çağrışım, Tepe Edebiyat, Kırağı, Kültür Dünyası, Tarih ve Düşünce, İslâmî Edebiyat, Bizim Külliye, Çerçeve, Seyir, Ufuk Ötesi, Kubbealtı Akademi Mecmuası, Biyografi Analiz, Çınar, Mor Taka, Yüzakı ve Berceste olmak üzere, birçok dergide şiir, hikâye, deneme ve kültür/fikir yazıları yayınlandı.
Türk Edebiyatı Vakfı’nın yayınladığı Türk Edebiyatı Dergisi’nin Yazı İşleri Müdürlüğünü(1983-84), İhlas Holding’in dergiler grubundan, bilim ve teknoloji dergisi İnsan ve Kâinat’ ın editörlüğünü (1988-94) yaptı. 1984’te gazeteciliğe başlayan şair ve yazar Olcay Yazıcı, 12 yıl çalıştığı Türkiye Gazetesi’nde dizi, mülâkat ve köşe yazarlığı; kültür-sanat sayfası yöneticiliği, bölüm şefliği ile yazı işleri ve Avrupa baskıları servisinde redaktörlük görevlerinde bulundu (1984-1997)
16-20 Eylül 1991 tarihinde İstanbul’da yapılan 12. Dünya Şairleri Kongresi ve Yunus Emre’ye Saygı Kurultayı’na (X11. World Congress Of Poets, In Homage To Yunus Emre) “Derviş” isimli şiiri ve “Yunus Emre’nin Rüzgârıyla” konulu tebliği ile katıldı. Dönemin Kültür Bakanı Gökhan Maraş tarafından “Teşekkür Belgesi”yle taltif edildi.
1997’de Türkiye Gazetesi’nden ayrılarak, edebiyat çevrelerince “Bütün zamanların en iyisi” diye değerlendirilen Kültür Dünyası Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptı (1997-98, 16 sayı)
1999’da Kültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek’in sahipliğini ve başyazarlığını yürüttüğü Ayyıldız Gazetesi’nin Kültür Sanat ve Düşünce sayfasını yönetti.

Müstâkil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin, Araştırma Yayın Komisyonu Koordinatörlüğü ile Süreli Yayınlar Editörlüğünü yürüttü (2000-2001.)
17 Mayıs 2003 tarihinde, TYB’nin Kahramanmaraş’ta düzenlediği sempozyumda, “Bahaettin Karakoç’un Şiir Serüveni” konulu bir tebliğ sundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin fetih yıldönümü münasebetiyle, 1 Haziran 2003’te Gülhane Parkında düzenlediği, “550. Yılda İstanbul Edebiyat Buluşması” programına katıldı ve “Şiiri Yazılamayan Şehir” isimli şiiriyle, 550 Şair ve Yazar kitabı ile, 2005 yılında İhsan Işık tarafından hazırlanan ve İngilizce’ye çevrilen “Ancylopedia of Turkish Authors-People of Literature Culture and Science” (Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi-Edebiyat, Kültür ve Bilim İnsanları) isimli çalışmada yer aldı.
Halen, Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) Genel Müdürü olarak görev yapıyor. İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesi olan şair ve yazar Olcay Yazıcı’nın, Arif Nâzım, Mustafa Yıldızdoğan ve Ahmet Yılmaz tarafından bestelenmiş şiirleri de var.

Düşünce derinliği ve estetik yoğunluğuyla,“geleneğe bağlı çağdaş Türk şiirinin önemli isimleri” arasında yer alan Osman Olcay Yazıcı’nın yayınlanmış eserleri ise şöyle:
“Çocuklar Vatanında Büyüsün”(Hikâyeler, Türk Edebiyatı Vakfı yayını 1985)/”Papatyalar Üşümesin”( Hikâyeler, Kültür Bakanlığı yayını, 1990, İkinci Baskı Salıncak Yayınları 2006)/”Erguvan Uğultusu”(Şiirler, Boğaziçi yayınları 1991)/”Tartışmayı Tartışmak”(Deneme-Kültür yazıları, Ötüken Neşriyat 1992)/”Hüzün Yazıları”(Özgün metin, Boğaziçi yayınları 1993)/”Eylül’ün Kırdığı Gül”(Şiirler, Ötüken Neşriyat 1994)/”Kitapsız Toplum”(Deneme-Kültür yazıları, Ötüken Neşriyat 1994.),“Büyük Gün/Bir Kıyâmet Alâmeti Olarak Hazreti İsâ’nın Dönüşü”(Araştırma, Marifet Yayınları 2001.),“Eğitim ve Kültür Trajedimiz/Kendimiz Olmaktan Nasıl Çıktık”(Kültür-analiz, Marifet Yayınları 2001.)/”Nemrut Ateşi” (Fikir, Türk Edebiyatı yayınları, 2004),/”Yaralı Küheylân” (Deneme-Hikâye, Türk Edebiyatı Vakfı yayını, 2004)

Büyük Gün
Hazret-i İsa'nın Dönüşü
Olcay Yazıcı
Marifet Yayınları

Kültür dünyasının yakından tanıdığı şair ve yazar Olcay Yazıcı, "Büyük Gün" / Bir Kıyâmet Alâmeti Olarak Hazret-i İsâ'nın Dönüşü isimli çalışmayı, özgün bir üslûpla kaleme alıyor. Kitapta, Hazret-i İsâ'nın dönüş menkıbesi etrafında, ayrıca âhiret düşüncesinin tarihçesi, dünya kadınlarının sultanı Hazret-i Meryem'in akıllara durgunluk veren hikâyesi, Hazret-i İsâ'nın inkârcı kavmi tarafından uğradığı zulümler, İsrail Oğullarının sapkınlıkları, Hz. İsâ'nın çarmıha gerilme senoryaları ile İslâmî kaynaklara göre semâya kaldırılışı ve kıyâmete yakın tekrar yeryüzüne indireleceği inancı da edebî, lirik bir anlatışla işleniyor. Bozulma ve yozlaşmalar çağında, metafizik bir uyarıcı niteliğini taşıyan eserin ana fikri: İnsan, ölümün aşırılıkları dizginleyici şuuru ile bilinmeli, dünyevî olanın büyüsüne kapılmadan, mücerret değerlerin erdemiyle donanmalıdır, şeklinde özetlenebilir.
x

Olcay Yazıcı Hakkında Yazılan Bazı Yazılar:

“Olcay Yazıcı’nın 2 kitabı/Sabahat Emir, 20 Ocak 2005 Türkiye.
“Olcay Yazıcı’yı Okumak”/M. Nuri Yardım, 2 Şubat 2005 Yeniçağ.
“Yaralı Küheylân”/Mehmet Niyazi, 7 Şubat 2005 Zaman.
“Cümlesi ve Fikri Olan Kalem”/Osman Akkuşak, 7 Şubat 2005 Yeni Şafak .
“Olcay Yazıcı’dan 2 yeni eser”/Servet Kabaklı, Halka ve Olaylara Tercüman, 12 Şubat 2005.

x

ARZU'YA ŞİİR

"İlim kesbiyle rütbe-i rif'at
Arzû-yı muhâl imiş ancak
Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak"
Fuzûlî

Ne zaman hislerim sana meyletse
İçimden ağlayan bir bulut geçer
Kader beni sırat üstü eyletse
Bakışların kalbimi kırka biçer!..

Gökkuşağı çizgisini aşarak
Bilsem bu aşk sana nasıl ulaşır?
Uçurumdan uçuruma düşerek
Şiir melâlimi sonsuza taşır

Ey kılcallarıma yürüyen usare
Cemre düşür düşlerin buzdağına
İkliminde dirilmek hasretime tek çare
Lâlezarlar değerken alevden dudağına!

Yakar tenhalarda açelyaları
Arzunun ateşiyle tutuşan kar
Noksanın sayılır hüzün yılları
Cehennemin olur gecikmiş bahar!

Sen gülünce körpe bir gül kırılır
Nevruzunu yaşar kızışan kanım
Bütün güzellikler benden sorulur
Ben kanmayan hayalî Don Juan'ım

Kavil üzre sana sundum arzımı
Gel ki yeni baştan kurulsun dünya
Yeryüzü cenneti, çılgın bir hülya
Kâtipler kaydedin bu son arzumu!

Kim bilir belki de bir ağıttır bu
Sevdalar sırrını saklar yarına
Çiçek kokuları sarar tabutu:
Gün doğar ruhumun ufuklarına!

XX

İbrahim’e Su
Taşıyan Karınca

İnsana en kutsal öğüdü verir:
İbrahim’e su taşıyan karınca
Hasret ateşinde buzullar erir
Ümit baharına, aşka varınca

Şiir şehirlerden sürgün edildi
Soylu duyguların melâl çağı bu
Önce söz vardı ya: kim neyi bildi?
Ruhları kuşatan metal ağı bu.

Çıktığımız sefer iç yolculuğu
Kırılgan gönüller küser-incinir
Kirlenmemiş saf sevgiler oluğu
Yalnızlık gurbeti: mücerret-zincir

Ne desen bu efkâr sinmez kâğıda
Bıçak ucu uçurumlar sıratı
Terk edilmiş eski masal dağı da
Ey süvari, gök-burcuna sür atı...

Kokla alevdeki o serin gülü
Arzular ceht ile erer menzile
Hayat serüveni: düş kuran ölü
Dilersen, sonrasız olanı dile...

Bilge bir cân gibi hikmete ulaş:
Kaç mevsim dirildi şu narin eşkin?
Akşamlı gün için niye bu telaş?
Öte bir idrak ol, eşyadan aşkın...

İnsana en kutsal öğüdü verir:
İbrahim’e su taşıyan karınca
Hasret ateşinde buzullar erir
Ümit baharına, aşka varınca...

24-29 Ağustos 2000



xxx
Direnen Şehir

Camlara yansıyan cinnet bir figür
Ecinni sarmalı şarkı ve ezan
Nasıl böyle arsız, nasıl böyle hür?
Oku kitabını: Ki sensin yazan!

Aynalar hicaptan içine kırık
Efsunlu fanusta ışık ve katran
Duygular ağıtlı, hasretler lirik
İblis şöleniyle çevrili dört yan

Yedi-uyurların ilk şaşkınlığı
Taşralı arkadaş, ne ki bu hüzün?
Çığırından çıkmış çağ taşkınlığı
Esenliği uçup gitmiş gündüzün

Ağa camiinin acısı derin
İki gözü iki çeşme ağlıyor
Dersaadet, bu mu senin kaderin?
Sınanışın hikmetini hayra yor

Yan-yana bir resim: kadın ve kitap
Can tetik düşümü aşklar peşinde
Uğuldar beynimde mücerret azap
Tutsağım fikrimin keşmekeşinde!

Ruhumu sıkıyor beton ve çelik
Hani masalların gökçe kuşları
Mistik duyarlığım etmez metelik
Alaya alınır gönül düşleri

Kaç kalbi ansızın hiçliğe iter
Faili bilinen âşikar kurşun
Kışkırtıcı eda düşmandan beter
Alev sütunları yıkan sarışın


Çavlan bir çığlıktır hayat ırmağı
Eğreti, hükümsüz sabun köpüğü
Örtüler sonsuzu örümcek ağı
Kim nasıl kıracak saydam kabuğu?

Yaşatır iffetli efsanesini
Ucu işlemeli, sevdalı mendil
Yanık bir ezgide gizler sesini
Yaban rüzgârlara yenilmez kandil

Masum hayallerle uyan uykudan
Kısmetin açılsın, talihin dönsün
Tutun fırtınaya nazenin fidan
“Vücut ikliminin sultanı sensin!”

Yaralı yürekler mahzun-mülteci
İşgalin kahrıyla mustarip hilâl
Silahsız-süngüsüz ölmek ne feci
Esaretin adı neden istiklâl?

Pera’nın parfümlü odalarında
Hâlâ oynaşmada ecnebî bir dul
Dünün endişesi yaşar yarında
Yeniden fethini özler İstanbul!..