Header

Kitabın Kalbinin Attığı Program
KİTABİYAT

Cumartesi 13:30- 23:30
Çarşamba 18:00

 
Makaleler Röportajlar Yazar Biyografileri Ana Sayfa İletişim  
 
 
.
         Kategoriler
    Akademisyenlerin Eserleri
    Avrupa Birligi ve Sorunu
    Atatürk Kitapları
    Bilgisayar - İnternet
    Bilim - Doğa
    Biyografi - Otobiyografi
    Çevre - Kent
    Sosyoloji
    Din ve Psikoloji
    Edebiyat
    Eğitim ve Kültür
    Ev - Aile
    Felsefe - Sosyoloji
    Gençlik - Çocuk
    Gezi
    Güncel ve Aktüel
    Ekonomi
    Kadın
    Mizah - Karikatür
    Antropoloji - Arkeoloji
    Sinema -Tiyatro - Sanat
    Siyaset
    Tarih
    Tarih ( Osmanlı Tarihi)
    Tarih ( Türk Tarihi )
    Yemek
    Rusya-Kafkaslar-Ortaasya
    Ortadogu Sorunu
    Ermeni Sorunu
    KKTC ve Kıbrıs Sorunu
    ABD ve Sorunu
    Psikoloji Kitapları
    Edebiyat / Şiir
    Edebiyat / Öykü - Roman
    Türk - İslam sanatları
         Dergiler
    Edebiyat
    Siyaset ve Aktüel
    Dini Dergiler
    Kitap Dergileri
    Diğer Dergiler

          Kitabın Hikayesi
   Kitabın Tarihçesi
   Kitap Nasıl Hazırlanır?
   Kitabın Teknik Hazırlığı
   Editöryal Çalışma
   Kağıt ve Baskı
   Pazarlama ve Dağıtım


 
         Yazar Biyografileri
       
Tüm yazarlar için tıklayın
         Makaleler
    Dünyada İlk Defa Robot Yapan Cizre`li Bir Alim-2
    KİTAP KORSANLIĞINDA SON NOKTA
    Kayın Ağacının Türk Mitolojisindeki Yeri
    Torquato Tasso
    TÜRKİYE BOR MADENLERİ JEOPOLİTİĞİ
    Kitap medeniyetinden internet muhabbetine...
    Biyografi Nedir?
    Terkip sahibi bir aydın: Ömer Lütfi Mete
    Seyyahlara Sorduk: Erzurum’u Nasıl Bilirsiniz?
    Gaspıralı'nın İstanbul'daki Konferansı


         Röportajlar
    Olcay Yazıcı: Sûfî iklimin entelektüel şairi
    Ali Ünal Türkmenle Söyleşi
    Türkçemizin uyanık bekçisi
    Türkiye Doğu-Batı ilişkilerini yönlendirir
    Hattat Muhsin Demirel ile Röportaj
    İş kadını ve aşka dair özne: Hz. Hatice
    Hüdavendigar Onur: “Hizmetler Unutulmasın”
    Nihat Genç:’’Maskelere inanmıyorum’’
    Abdürrahim Karakoç ile
    Gülşah Maraşlı ile


 power by webofisi.com



 
 
Mahmut Çetin 
 
Aşılamayan zirve: Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin, bir çoğumuzun çocuklarımıza havale ettiği bir yazar... Öyle ya milli duygu alması gereken çocuklardır, gençlerdir. Güya biz milli şuur konusunda olgunlaşmış insanlarız. Oysa temel insan hakları gibi masum bir yaklaşım, insanlarımızı adım adım Sevr’e, Mütareke düşüncelerine götürmüyor mu ? Üstelik sadece kahramanlığa davet eder diye düşündüğümüz Ömer Seyfettin, bizi önce beşer olmaya, insan olmaya çağırır.

Nasıl bir dönemde yaşadı Ömer Seyfettin ?

Avrupa Birliği gündemindeki Türkiye’de yaşanan tartışmalar, yaklaşık 100 yıl önce yine bu ülkede yaşanmıştı. Ülke insanı, dış borç oyunu ile borçlandırıldıktan eli kolu bağlandıktan sonra, sadede gelen Batı ve işbirlikçileri hep aynı talepleri dile getirir.

Siyasi partilerin hepsi de, küçük farklarla, Avrupa’nın vazettiği ilkelerin sahiplenicileriydi. Osmanlı Demokrat Fırkası “Osmanlı mozayiği” diyor, yerel dillere eğitim hakkı tanıyor, yerinden yönetimin şart olduğunu düşünüyor; Osmanlı Ahrar Fırkası, “etnik eşitlik, resmi dil Türkçe, yerel dillere seçmeli ders hakkı” istiyordu. Hürriyet ve İtilaf Fırkası ise “ilk eğitimin mahalli lisanla verilmesini” talep ediyordu. Fırka kurucularından Bedirhanzade Emin Ali Bey, aynı zamanda Kürt Teali Cemiyeti’nin kurucusudur. Ve bu kimliği ile İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği’ni ziyaret ederek işbirlikçiliğini deklare eder. Emin Ali Bey ayrıca İstanbul’daki Yunan Yüksek Komiseri Kanellopopulos ve Amasya’daki bir Rum kilisesine mensup Votsis adlı bir papazla da ilişki kurmuştur.(1) Hürriyet ve İtilaf Fırkası mahalli isyanları teşvik eder ve Kürt Teali Cemiyeti ile İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin de desteğini alır.(2)

Kimdir Ömer Seyfettin ?

Osmanlı İmparatorluğunun böyle bir kargaşa içinde olduğu dönemde bu durumdan rahatsız olan aydınlar da vardı. Bu aydınlardan biri de Ömer Seyfettin idi.

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ömer Seyfettin 28 Şubat 1884 tarihinde doğar. Onun çocukluk yılları Gönen'de geçer. And, İlk Namaz ve Kaşağı hikayeleri, bu dönemin toplumsal dokusunda geçer.

Babası Binbaşı Ömer Şevki Bey'dir. Annesi Fatma Hanım, hikayelerinin vazgeçilmez karakteri fedakar ‘Türk annesi’ olarak, bir çok hikayede karşımıza çıkar.

Kaymakam Mehmed Bey'in kızı olan Fatma Hanım, hem anne hem de çocuklarının ilk öğretmenidir. Ömer Seyfettin'in Gönen'de doğduğu ev, klasik bir Türk evidir: sofası, odaları, mutfağı, yüklüğü, avlusuyla geleneksel bir evdir bu ev. Bu evin bir parçası da zamanın vazgeçilmez bineği olan atın yer aldığı ahır kısmıdır.Ömer Seyfettin'in yayınlanan ilk hikayesi At isimli hikayesidir ve meşhur hikayesi Kaşağı bu çevrede geçmiştir.

İlk öğrenimine Gönen'de başlar Ömer Seyfettin... Daha sonra babası Ömer Şevki Bey'in görevi dolayısıyla gittiği Sinop'un Ayancık ilçesinde öğrenimine devam etmiştir.

Annesiyle birlikte geldiği İstanbul'da, Aksaray'daki Mekteb-i Osmaniye'ye devam eder.Bu okuldan sonra Eyüp'teki Baytar Rüşdiyesi'ne gider. Burayı bitirip Kuleli Askeri İdadi'sine yazılır. Bir süre sonra Edirne Askeri İdadisi'nde okumayı tercih ederek Kuleli’den ayrılır. Bu dönemde, Türk edebiyatının ünlü isimlerinin eserlerini tanıma fırsatı bulur ve edebiyata olan ilgisi bu atmosferde gelişir. Ömer Seyfettin ilk edebi çalışmaları olan şiirlerini de Edirne'de yazmıştır.

Ömer Seyfettin Edirne'den sonra Harbiye mektebinde okumak için, İstanbul'a gelir. İstanbul'da Mecmua-i Edebiye dergisinde şiirlerini yayınlayarak, yayın hayatına da girmiş olur.

Subaylık yılları

Ömer Seyfettin, piyâde teğmeni rütbesiyle Harbiye’den mezun olur. Subaylığının teğmenlik dönemini (1903-1908) yılları arasında İzmir'de geçirir. Bu dönemde 1906 yılından itibaren İzmir Jandarma Mektebi'nde öğretmenlik görevine de başlar. 1908'den sonra, Selanik'teki Üçüncü Ordu'nun Nizamiye Taburu'na tayin edilir.(3)

1090 yılında Bulgar sınırında Yakovit kasabasında sınır bölük komutanlığı yapar. Burada Türk düşmanı Bulgar komitacıların, halka yaptığı katliamları yerinde görerek, bunlarla mücadele etti. Balkan ayrılıkçılarının, vahşetlerin hikayelerinde işleyerek, mücadelesini kalemiyle de sürdürdü. Ömer Seyfettin’in Balkan çetecilerinin Türk düşmanlığını dile getirdiği hikayeleri, Beyaz Lale ve Tuhaf Bir Zulüm gibi hikayeleridir.

Ömer Seyfettin edebiyatımızda sadece bir yazar, bir hikayeci değildir. Ziya Gökalp'in söyleyişi ile O, "yepyeni bir cereyanın ta başında bir inkılapçı idi." O bu cereyanın genişlemesine, Milliyetçilik, halka doğruculuk ve milli kültür hareketlerinin doğmasına yol açmıştır.

Ali Canip Beğ’e Mektup

Ömer Seyfettin Bulgar hududunda, Yakorit'te genç bir zabitken Ali Canip Yöntem'e bir mektup yazar. Dil konusundaki görüşlerinin bir özeti olan mektup bugünümüze de ışık tutmaktadır.

Ali Canip Beğ;

"Size bir teklifim var.Kanaatlerinize pek yakın olduğu için kabul edeceksiniz sanıyorum.Bakın ne !

Sayimin esasını teşkil edecek noktalar pek basit: Arapça, Farsça terkiplerin hiç lüzumu yoktur.Bunlar ancak süs içindir.Kimin gösterecek, teşhir edecek fikri yoksa onları çok kullanır.

Geliniz Canip Bey, edebiyatta, lisanda bir ihtilal vücuda getirelim... Ah büyük fikir !... Say, sebat ister !"

Genç Kalemler

Ömer Seyfettin 1910 yılında askerlik görevinden ayrılıp Selanik'e gelir. Burada Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem'le Genç Kalemler dergisini çıkarmaya başlar.

XIX.yüzyılın sonlarına doğru, Türk ve yabancı dilbilimciler Türkçenin sözlük ve dilbilgisi konularında önemli çalışmalar yapmışlardı. Şemseddin Sami, Türkçenin kapsamlı bir sözlüğü olan Kamus-u Türki adlı eserini 1901 yılında yayınlamıştı. Selanik’te yayınlanmaya başlayan Genç Kalemler dergisi, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp’in bu dergide yayınlanan düşünceleri ve güzel Türkçe örneği yazılarıyla, Türkçe’nin savunuculuğunu yapmış ve gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Yabancılaşma çizgisinin o dönemdeki kurumlarından biri olan Servet-i Fünun dergisi ve akımı tarafından bir ara kesintiye uğratılsa bile bilahare yoluna devam etmiştir.(4)

Ömer Seyfettin’in Genç Kalemler dergisinde yayınlanan Yeni Lisan başlıklı yazısı binlerce aydının dil bilincine kavuşmasına vesile olmuştur.
O günlerde dilde önemli olan, Türkçe'yi günlük hayatta kullanmaktır. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem’in başlattıkları Türkçe'yi günlük hayatta; yazıda ve konuşma dilinde kullanma isteği, amacına ulaşmıştır. Dil sevgisi toplumumuzun her alanında yaygınlaşmıştır. Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp’in gayretlerinin, Mütareke ve Sevr aydınlarının hedeflerine ulaştıklarını zannettikleri bir dönemde özellikle gelişmesine dikkat etmeliyiz.

Esaret Dönemi

Genç Kalemler dergisinde yazılarına devam eden Ömer Seyfettin, Balkan Savaşı'nda ordunun ihtiyaç duyması üzerine tekrar orduya katılır.
Ne yazık ki, Ömer Seyfettin bu savaşta esir düşer. Yunanlılar'ın elinde bir yıl esir kalan Ömer Seyfettin, esareti sırasında da hikaye yazamaya devam eder. Bu dönem hikayeleri, Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zekâ dergilerinde yayınlanmıştır. Bu dönemin etkisiyle kaleme aldığı hikayelerinden Aleko Bir Çocuk'da, Yunan papazlarının düşmanlığını hayatı pahasına önleyen bir Türk çocuğunu anlatır.

Öğretmenlik Yılları

Ömer Seyfettin, İstanbul'a dönünce ordudan ikinci kez ayrılıp, ölümüne kadar Kabataş Lisesi edebiyat öğretmenliği yapar. Bu dönemde evlenir Ömer Seyfettin... Eşi Calibe Hanım Türkiye'nin en seçkin modacılarından, terzilerinden biridir. Evliliğin ilk dönemlerinden sonra Ömer Seyfettin ve Calibe Hanım'ın farklı dünyaları giderek öne çıkmaya başlar. Ömer Seyfettin bir yazar olmanın yanında, günlük olaylara farklı bakışlar getiren bir idealisttir aynı zamanda. Calibe Hanım ise kendi dünyasında bir şeyler yapmaya çalışan bir bayandır. Modayı izleyen ve Batı dergilerini takip eden Calibe Hanım, Batı yaklaşımında yeni kıyafetler üretir. Onun bu çabasında terzilik ötesinde Batı'ya dönük kişiliği öne çıkmıştır.

Zor beğenen ve tekrar tekrar yazan bir yazardır Ömer Seyfettin. Eşi Calibe Hanım, Ömer Seyfettin’in yayınladığı eserlerden daha fazlasını, beğenmeyip attığını söylemiştir.

Ömer Seyfettin ve Calibe Hanım’ın evlilikleri fazla uzun sürmez. Evliliklerinin üstünden henüz bir yıl geçmişken kızları Güner Hanım dünyaya gelir. Güner Hanım’ın doğumundan kısa bir süre sonra Ömer Seyfettin ve Calibe Hanım’ın evlilikleri sona erer.

Ömer Seyfettin, bu ayrılıktan çok etkilenmiştir, yüreği yaralıdır. Sürekli bu acıyı yaşamaktadır. Arkadaşlarına sık sık bu acının ne zaman biteceğini sorar:
-İçim sıkılıyor... zamanla geçer, değil mi ?

Ömer Seyfettin eşinden ayrıldıktan sonra Kalamış'ta, deniz kıyısında, etrafında tek bir bina bulunmayan küçük, sipsivri bir yalıya taşınır. Askerlikte kendisinin ordu kumandanı olan Cavit Paşa'nın yalısını kiralar. Burada tek başına kalan Ömer Seyfettin, yazı hayatının en üretken dönemini bu evde yaşar. Burada öğretmenlik dışındaki bütün vaktini okuma ve yazmakla geçirir.

Bir de edebiyat dostları vardır bu evi ziyaret eden. Baha Tevfik’ten Eşref Sencer Kuşçubaşı’na, Yakup Cemil’den Mehmet Emin Yurdakul’a, Ali Canip Yöntem’e, Celal Sahir Erozan’dan Yusuf Ziya Ortaç’a çok değişik isimler dostları arasındadır.

Çanakkale gezisi

16 Temmuz 1915 tarihinde Çanakkale Savaşı devam ederken aralarında Ömer Seyfettin'in de bulunduğu gazeteci, yazar ve şairlerden oluşan bir grup, harp alanını ziyaret etmek üzere, İstanbul'dan Çanakkale'ye gelir. Heyette Ömer Seyfettin dışında Hamdullah Suphi Tanriöver, Ahmet Ağaoğlu, Ali Canip Yöntem, Mehmet Emin Yurdakul, İbrahim Alaettin Gövsa, Hakki Süha Gezgin ve Enis Behiç Koryürek vardır.

Ömer Seyfettin'in de dahil olduğu yazar ve şairler heyeti, Çanakkale cephesinde 5.Ordu ve 3.Kolordu Karargahlarını ziyaret etmiş, Arıburnu ve Seddülbahir harp bölgelerini gezmiştir. Yazar ve şairler heyetinin Çanakkale'de bir çok cephe içinde Mustafa Kemal‘in bulunduğu cepheyi ziyaret etmek istemesi ilginçtir. Heyet üyeleri, Cesarettepesi'ne giden yolun tehlikeli oluşu nedeniyle Mustafa Kemal‘i ziyaret edememiş, ancak telefonla konuşarak başarı dilemişlerdir.

Genç Ölümü

Ömer Seyfettin'in hastalığı bilinmekle beraber, onun genç yaşta öleceği ihtimali kimsenin aklına gelmez. Ancak hiç kimsenin düşünmek istemediği bu şey ne yazık ki, gerçekleşir.

Ömer Seyfettin Birinci Dünya Savaşı sonundaki mağlubiyet, İstanbul'un itilaf devletleri tarafından işgali ile başlayan Mütareke dönemi ve bu dönemin ağır psikolojik ortamından fazlaca etkilendi. İttihat ve Terakki ileri gelenlerinin İstanbul'u terk etmek zorunda kalışları onu hepten rahatsız etti.

Ömer Seyfettin, 6 Mart 1920 tarihinde hayata gözlerini yumar... Onun o zamanlar derman bulunamayan derdinin, bugün şeker hastalığı olduğunu biliyoruz. Ömer Seyfettin ağır bir şeker koması neticesinde vefat etmiştir. Ölürken kızı Küçük Güner'i sayıklar, onu görmek ister:
- Çocuk ! Çocuk ! feryatlarıyla can verir.

Eserleri

Ömer Seyfettin'in sağlığında Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1910), Harem (1918), Efruz Bey (1919) adlı kitapları yayınlandı.

Ölümünden sonra 1926'da öykülerini arkadaşı Ali Canip Yöntem derledi. Ardından Ahmet Halit Kitabevi 1936'da bir derleme daha yaptı. 1950'den sonra bu kez Şerif Hulusi, Ömer Seyfettin'in öykülerini yeniden gözden geçirip 10 cilt halinde yayınladı. Rafet Zaimler Yayınevi de 1962'de 30 öykü daha ekleyerek 11 ciltlik bir külliyat halinde yayımladı.

Şimdi bir çok yayınevi, Ömer Seyfettin'in kitaplarını yayınlıyor.

Ömer Seyfettin, inceleme kitaplarında "Tarhan", "Ayın Sin" rumuzlarını kullanmıştır.

Ömer Seyfettin'in Şiirleri ilk kez 1972 yılında kitap olarak yayınlanmıştır.Ömer Seyfettin'in şiirlerini Fevziye Abdullah Tansel derlemiştir.

Ömer Seyfettin için her şeyden önce bir hikayecidir diyebiliriz. Onun hikaye ve şiirleri yanında Ashab-ı Kehfimiz, Efruz Bey ve Harem gibi roman çalışmaları da vardır.

Ömer Seyfettin incelemelerini Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset, Yarınki Turan Devleti, Türklük Mefkuresi ve Türklük adılı kitaplarında toplamıştır.

Etkileri

Kırım Türklerinin ızdırabını eserlerinde yansıtan ünlü romancımız Cengiz Dağcı, ilk edebi zevkini, amcası Seyit Ömer Dağcı'nın aile içinde Ömer Seyfettin'den okuduğu hikayelerden aldığını söylerken, bugün başta Almanya olmak üzere pek çok ülkede eserleri yayınlanmakta ve bu eserlerden yeni tiyatro eserleri sahneye konmakta, yeni filmler çekilmektedir.

Onun bazı hikayelerinin ana teması, bugün günlük hayatımızda deyim haline gelmiştir. Diyet, Pembe İncili Kaftan gibi. Dilimiz, dinimiz ve devletimiz üzerinde yeni işgaller başlatmak isteyen Mütareke aydınlarına karşı, yerli düşünce, yerli duruş, tekrar tekrar işlenmeli ve Ömer Seyfettin ruhaniyeti yeniden harekete geçirilmelidir. Sevr ve Mütareke aydınlarının koruyucusu İngilizlerin gizli belgelerinde bağımsızlık düşüncesini savunanlar ‘çeteciler’ olarak nitelenir. Belgelerde onların ‘iyi organize’ olduğu söylenir ve önemli bir not düşülür: “Milliyetçi çetelerin silahları vardır, cephaneleri azdır. Hiç ulaştırma vasıtaları yoktur, buna rağmen inanılmaz bir hareket kabiliyetleri vardır.”(5)

İşte Ömer Seyfettin, Kabataş Lisesinin penceresinden baktığında gördüğü işgal gemileri gerçeğine inanmayıp, milli kurtuluş idealine inandığı için zamanın elinden tutabilmiş kalıcı olabilmiştir. Gerçek; işbirlikçiliği, mandacılığı dayattığı zaman, o gerçek de tepelenmelidir ve iyiden, güzelden, doğrudan yana hayaller peşinde koşulmalıdır. Evet geleceğin Büyük Türkiyesi’nin hayaliyle...

KAYNAKLAR
(1)Kart Kurt Sesleri Mahmut Çetin Biyografi.net Yayınları İstanbul 2002 sf.66-67
(2)Türk Tarihinde Siyasi Partiler ve Siyasi Düşüncenin Gelişmesi F.Hüsrev Tökin Elif Y. İstanbul 1965 sf.56
(3)Ömer Seyfettin Mehmet Nuri Yardım Hikmet Neşriyat İstanbul 2002 sf.11-13
(4)Millet Mekteblerinde Yurttaşlık Eğitimi: Öğretim Programı ve ders Kitapları Cemil Öztürk Arzu M. Nurdoğan Türk Kültürü İncelemeleri s.5 İstanbul 2001 Güz sf.175
(5)İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye Erol Ulubelen Ataç Kitabevi Y. İstanbul 1967 sf.263

info@biyografi.net 
 



  Yazarın Diğer Yazıları
 
   Aşılamayan zirve: Ömer Seyfettin
   Ömer Seyfettin’in kızı Güner Ergin’le sohbet
   İngiliz + Yahudi medeniyeti = Emperyalizm
   Kültür Endüstrisi
   Türkiye’nin sınıfları ve sınıfların aydınları
   Çınaraltı entelektüel hafıza sohbetleri
 
 
Geri İleri Yenile Ana Sayfa Favori listeme ekle Sayfayı Yazdır E-mail
 Ergun Göze
Ergun Abi, Yattığın yer nur olsun
 Mahmut Çetin
Aşılamayan zirve: Ömer Seyfettin
 M. Nadir Önay
Ziya Nur Aksun’un Marmara’dan Türkiye’ye yayılan ışığı
 H. Yılmaz Çebi
İsrail şeytanlarının sırları “Q’’ enerji
 Mustafa Özcan
Nur’un postacısı
 M. Nuri Yardım
Türk Edebiyatının “Delitay”ı Tahir Kutsi Makal
 M.cemal Arpacı /Türk İstanbul Yazıları
Milli Kültür
 Cem Sökmen
Terkip sahibi bir aydın: Ömer Lütfi Mete
 Ayşe Sevim
Ney Hiç Aşk
 Eren Gündoğan
Hâlâ Kimlik Arayanlara!.

Haberler

Mehmed Zahid Kotku Vefatının 32. yılında Yad Edildi

Kur`an`sız Hava Sahası Yoktur!

İnzar Dergisi Kasım Sayısı Çıktı

Anadolu’nun 700 Yıllık Taş Bekçileri

Olcay Yazıcı vefat etti

OLCAY YAZICI HAKKA YÜRÜD܅

Bilge tarihçi Aksun vefat etti

Türkistan’dan Dünyaya Yayılan Türk Medeniyeti

Osmanlı Sikkeleri Tarihi

Füsun Akatlı’yı kaybettik

İlhan Selçuk vefat etti

Yürütme kurulu kitap okuyup özetini çıkarıyor

Ahmet Tevfik Küflü’yü dün kaybettik

Ustayı Kaybettik

Ergun Göze Abi vefat etti

Topkapı Sarayı Dış karakol Binası

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Tasavvuf Müzigi

Şeyh Galip ve Hüsn'ü Aşk

GÜNDOĞAN YAYINLARINDAN İNANILMAZ KAMPANYA

Modern Sosyoloji Kuramları yayınlandı

Aydın Yabancılaşması çıktı

Halifeliğin Kaldırılması yayınlandı

Yürüyüş’ün 147. Sayısı çıktı

Örgün Yayınevinden Yeni kitap

Kabalcı Yayınevinden yeni Kitap

dogudan DERGISI'NIN 5. SAYISI CIKTI

NTV Yayınları’ndan yeni kitap

Gül'ün Fethi Yayınlandı

Türkiyem şairi vefat etti

İz Yayıncılıktan büyük kampanya

Editör: Bahtiyar Gazi Gündoğan


Yeni Sayfa 1

KitapAdresi.com

Ergenekon İlber Ortaylı Murat Bardakçı Elif Şafak Tayyip Erdoğan Seçim ve Demokrasi  Kürtler Aydın
Erhan Afyoncu Felsefe Sosyoloji Yeditepe Yayınevi Fetullah Gülen Abdullah Gül Pınar Kür Okan Bayülgen Nihat Hatipoğlu Çanakkale Savaşı Kıbrıs Tsk Asker

Gerekli Bilgiler

 
  •  T.C. Anayasası 
  •  
  •  İstiklal Marşı 
  •  
  •  Cumhurbaşkanları 
  •  
  •  T.C. Hükümetleri 
  •  
  •  Hükümet Programları 
  •  
  •  2000' Nüfus Sayımı 
  •  
  •  97' Nüfus Sayımı 
  •  
     
     
    eXTReMe Tracker
     Ana sayfa          İletişim       Bu Sayfayı Yazdır